Kriz Daha da Derinleşebilir! Eski Ekonomi Bakanından Korkutan Uyarı

 Kriz Daha da Derinleşebilir! Eski Ekonomi Bakanından Korkutan Uyarı
Okunuyor Kriz Daha da Derinleşebilir! Eski Ekonomi Bakanından Korkutan Uyarı

Türkiye bir yandan dünyada yaşanan global krizin etkisiyle enerjiden hammadde tedarikine kadar büyük bir sorun yaşıyor.

Diğer yandan ekonomide kur ve faizi bastıran, “Türkiye Modeli” adı verilen yeni model denemesinde. Vatandaş ise elektrikten market raflarına kadar artan fahiş zamların ve yoksullaşmanın derdinde.

Dünya bir global kriz yaşıyor

Cumhuriyet’ten Jale Özgentürk, Türkiye’nin eski ekonomi bakanlarından Prof. Dr. Işın Çelebi’yle krizin faturasını ve alınması gereken önlemleri konuştu. 

Dünya çok önemli bir salgın yaşadı ve yaşıyor. İki yılın faturası da şimdi çıkıyor. Neler oldu? 

Dünya bir global kriz yaşıyor. Akaryakıt fiyatları inanılmaz arttı. Tedarik aksadı. 2021’de Çin’den başlayan bir kriz yaşıyoruz. Petrol fiyatları 94 dolara çıktı. Doğalgaz 300-400 dolardan 1100 dolara çıktı. Kömür fiyatları arttı. Dolayısı ile bu kaynaklardan üretilen elektrik fiyatları da artıyor. Bir yandan da Ukrayna-Rusya gerginliği büyüyor.

Global krizden Türkiye nasıl etkilendi?

Krizden bütün dünya etkileniyor ama Türkiye daha fazla etkileniyor. Dünyada enerji, akaryakıt, doğalgaz krizi yaşanırken alınması gereken kararlar 2021’de alınmadı. Maliyet -fiyat dengesi zamanında kurulamadı. Maliyet artışları bütçeden sübvanse edildi. Sorunlar ertelendi. Bu nedenle de 1978-79 yılında yaşandığı gibi kuyruklar ortaya çıktı. Türkiye 1974’te enerji krizi yaşamıştı. 1994’te faizi, 2001’de kuru sabitlemeye dayalı krizler yaşandı. Bugün ise bu krizlerin nedenlerinin yarattığı sorunların hepsini birden yaşıyoruz. Çünkü Türkiye’nin kendi yapısal sorunları var. Sabit kur, sabit faiz kriz çıkarıyor. Kararların geç alınmasıyla fakirleşme arttı, gelir dağılımı bozuldu.

Doğru kararlar alınsaydı fatura daha mı az olurdu?

Fiyat artışları kademeli yapılsaydı, maliyet-fiyat dengesi düzenli kurulsaydı bu kadar büyük sıkıntı yaşanmazdı. Ücretlilerin talep sıkıntıları oluşmazdı. Fiyatlar yavaş yavaş artacaktı. Gelirlerle uyumlu gidecekti. Biriktiği için alım gücü düştüğü anda fiyatlar birden arttı. Global kriz, pandemi süreci, enerji girdi ve gıda sektöründeki arz güvenliği sorunu, en çok bizim gibi kişi başı milli geliri 10 bin dolar ve altında olan ülkeleri derinden etkiliyor. Almanya vb. gelişmiş ülkeler, kişi başı gelir 40 bin dolar düzeyinde ülkeler krizi daha az hissediyor. Global alanda gelir dağılımı bozukluğu ve yoksulluk daha da artıyor. Risk primi CDS oranları da bizim gibi 500 düzeyinde olan ülkeler çok olumsuz etkileniyor. Bu süreçte uluslararası sermaye girişleri çok yavaşlıyor.

Türkiye’yi kırılgan yapan politikalar nedir?

Avrupa Birliği’ne tam üyelik görüşmeleri sürecinde Türkiye’ye 100 milyar dolardan fazla yatırım için kaynak girdi. Bu kaynaklar teknolojiyi geliştirecek yatırımlara değil betonlaşmaya, inşaata gitti. Müteahhitler gelişti. 2018’den itibaren ise Türkiye’ye dış kaynak girişi tamamen durdu. 2021’de dünyada 5.5 trilyon dolarlık şirket alımı ve yatırımı oldu. Türkiye’ye sadece 10 milyar dolar geldi. O da dijital oyun konusunda. O paralar da büyük ölçüde Türkiye’ye girmedi. Yani dünyadaki yatırımların ancak 600’de birini kullandık.

Türkiye’ye giren kaynaklar 1950’lerden beri büyük ölçüde inşaata yatırıldı. Niye hep inşaat öne çıkıyor?

Hükümetlerin de vatandaşın da kolayına geliyor. Müteahhitlik Türk insanını genetiğinde var. Bir de en çok istihdam yaratan sektörlerden biri. Bizim dönemimizde Libya’da dış müteahhitlik hizmeti geliştirecek sistemler kurduk. Kurumsallaştırmaya çalıştık. Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde müteahhitlik hizmetlerine dönük bir bölüm kurduk. Türkiye’nin ihracatına katkı sağlayalım diye.

Hükümet bu dönemde farklı modeller geliştirdi. En son Türkiye Modeli diye bir model açıkladı ve uyguluyor. Temeli düşük faiz, sabit kur… Faiz neden enflasyon sonuç tezi üzerine kurulu…

Bence model bir bütünlüğü olan dışa açık büyüme modelidir. Türkiye’nin krizi derinleşecek. Hükümet çok fazla model sözü etti 2021’de. Toplumu ileri götürecek bütünlüklü bir yapı olması gerekiyor modelin. Burada bir model yok. Kur garantili mevduat hesabı oluştu. İnsanlara dolarını getir Türk Lirası’na çevir ben de kur garantisi veriyorum, diyor. Bu model dolarizasyonu teşvik eden bir yapı. Bu anlayışla kalıcı yatırımların yapılması mümkün değil. 

Başarılı olma ihtimali var mı bu modelin?

Sadece döviz kurunu belirlemeye dayalı bir model olmaz, bu bir anlayıştır. Şu anda dışa açık bir büyüme modeli uygulanmalı. İhracatı artırıp ithalatı finanse eder hale getirecek bir model. Ancak ne Eximbank kaynakları böyle bir ihracatı geliştiren yapıda ne de bankalar. Kamu bankalarında kredi vermeyi azalttı. Özel sektörde yüzde 25 onlar da kısıtlı kredi kullandırıyor. Çünkü hükümet bu kredilerin döviz alımında kullanıldığını varsayıyor. Model olacaksa eğitimden, sağlıktan adalete hukukta hepsi bir bütün olarak değişmeli.

Üstelik ithalat yeniden artmaya başladı…

Türkiye’nin ihracat yapısının da değişmesi şart. 225 milyar dolar başarı sayılabilir ama 270 milyar dolar ithalat var. Teknoloji ihracatı yüzde 2.7’ye düştü. Oysa 15’e çıkarmak lazım. Kalite artmazsa dünyada rekabet şansı artmaz. Enflasyonist baskı yaratır. Başarı için döviz kazandırıcı hizmetler geliştirilmeli. Dövizde talebi kısarak “döviz alma imkânı bırakmayayım kur da düşer” mantığı doğru mantık değil. Kur, piyasada arz ve talebe göre belirlenir.

Dünyada kriz büyüyerek devam ediyor. Türkiye’nin atması gereken en önemli adım nedir?

Özellikle ABD ve AB’deki likidite krizi devam ediyor. ABD’nin motoru finansal piyasalar ve likidite genişlemesi oldu. Konunun uzmanı Prof.Dr. Bilsay Kuruç’a göre, Enflasyon ve likidite artışı ABD’nin ve AB’nin temel sorunu haline geldi. Dünyada son yıllardaki likidite genişlemesi 250 trilyon dolardan 300 trilyon dolara çıktı. Bu ortamda global krizin ayak sesleri çok net duyuluyor. Türkiye henüz bu enflasyonun etkilerini yaşamadı. Yabancı sermaye girişini arttırmamız çok gerekli. Burada iki temel sorun ortaya çıkıyor. Gerçekler ve doğru adımlar ile temenniler birbirine uymuyor. Bu çok önemli çünkü güven ortamı oluşturmak şart. Bunu sağlamakta zorlanıyoruz.

Enflasyon büyük sorun. 2023’te tek hane enflasyon mümkün mü?

Türkiye’nin tek hane enflasyona ulaşması için yapılması gerekenler ortada. Yanıtlar belli. Bunlar daha önce yapıldı. Dediğim gibi yabancı sermaye girişinin mutlaka artırılması şart. Bunun için de toplumda hukuk ve adalet düzeninin net olması gerekiyor. Herkesin sisteme güven duyması lazım. Enflasyon ancak güven ortamında düşer. Yabancı sermaye, güvensiz ortama girmez.

Gıdada arz güvenliği büyük sorun olacak!

Siz bakan olsaydınız neler yapardınız? 

  • Türkiye’de öncelikle enerji ve gıda arz güvenliğini sağlayacak şekilde üretimi artırmayı hedeflemek gerekiyor. Bu çok önemli.

  • Yıllardır buğday üretimi 20 milyon ton düzeyinde sürerken, bugün 17 milyon tona düştü. Oysa aynı dönemde Rusya’nın buğday üretimi 80 milyon ton düzeyine çıktı. Ekmek fiyatları çok olumsuz etkileniyor. Gıda arz güvenliği çok öncelikli.

  • Enerji arz güvenliği açısından maliyet-fiyat dengesi kurmalıyız. Çünkü biz enerji girdilerini ithal ediyoruz. Ancak sübvansiyon politikasıyla bu süreci uzun süre devam ettirmek çok zor. Burada kaynak planlama anlayışına ciddi ihtiyaç duyuyoruz.

  • Bu nedenle, ihracatın finansmanı ve zamanında gerçekleşmesi şart. Oysa bu konu ikinci-üçüncü plana atılmış vaziyette. Bürokrasi bu konuyu ele almak istemiyor. Döviz kazandırıcı hizmetleri gerçekten geliştirmeliyiz.

  • Yeni bir Uluslararası Finans Merkezi (Kripto Para) kurmamız, Türkiye’ye güç getirecektir.

Yorum Yap
Giriş Yap
Yazı Ekle