• Ana Sayfa
  • Haber
  • Dindar Seçmen: ‘Erdoğan Yüzyıllarca Silemeyeceğimiz Bir Mahcupluk ile Bizi Baş Başa Bıraktı’

Dindar Seçmen: ‘Erdoğan Yüzyıllarca Silemeyeceğimiz Bir Mahcupluk ile Bizi Baş Başa Bıraktı’

 Dindar Seçmen: ‘Erdoğan Yüzyıllarca Silemeyeceğimiz Bir Mahcupluk ile Bizi Baş Başa Bıraktı’
Okunuyor Dindar Seçmen: ‘Erdoğan Yüzyıllarca Silemeyeceğimiz Bir Mahcupluk ile Bizi Baş Başa Bıraktı’

‘İslam’ı ve Müslümanlığı bu derece yerlere düşüren bu iktidar adına utanıyorum. Keşke başarılı ve doğru olabilselerdi. Biz de mahcup olmasaydık sizlere karşı’ 

Bu sözler kendini dindar-muhafazakâr olarak tanımlayan 33 yaşındaki Ahmet’e ait…

Türkiye’de bir dönem nasıl ‘z kuşağı’nın eğilimleri çok konuşulduysa şimdilerde de dindar-muhafazakâr seçmenin siyasi tutumu önem kazanmış görünüyor. Bu seçmen kesiminin AK Parti’den kopup kopmayacağı, muhalefete bakışında bir değişiklik olup olmadığı ile ilgili çeşitli değerlendirmeler ve araştırmalar yapılıyor. 

Bu araştırmalardan sonuncusunu yapan Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi (TEAM), araştırmanın sonuçlarını kısa bir süre önce kamuoyu ile paylaşmıştı.

“İslam’ı bu derece yerlere düşüren bu iktidar adına utanıyorum”

Medyascope.tv‘den Sema Kızılarslan, kendini dindar olarak tanımlayan ve soyadını vermek istemeyen 33 yaşındaki Ahmet ile Zoom üzerinden bir görüşme yaptı. 

Kızılarslan, görüşmeye ilişkin şunları aktardı:

Ahmet, dindar bir ailede doğup büyüdüğünü anlatmakla başlıyor. Kısa bir süre öncesine göre AKP camiasına da yakın olduğunu söyleyen genç, “Onlar nasıl ki Kemalist, solcu, ulusal ailelerde doğup büyüdülerse, ben de AK Partili bir ortamda var oldum” diyor:

“Dindar bir ailede doğdum ve büyüdüm. Kendimi bildim bileli AK Parti camiasının içindeydim. Bunun için kim beni suçlayabilir? Onlar nasıl ki Kemalist, solcu, ulusalcı ailelerde doğup büyüdülerse, ben de AK Partili, birtakım İslami endişeleri ve kaygıları olan bir ortamda var oldum. Kendi adıma, İslam’ı ve Müslümanlığı bu derece yerlere düşüren bu iktidar adına utanıyorum. Keşke başarılı ve doğru olabilselerdi. Biz de mahcup olmasaydık sizlere karşı. Onların yanlışlarını hem biz hem de bizim çocuklarımız çekecek.”

Ahmet, AKP’den koptuğunu fakat muhalefette de kendine yer bulamadığını anlatıyor. Muhalefetin, kendisi gibi olan kişilerin yaşam ve inançlarını kabul etmeyecekleri kaygısını taşıyor. Siyasetçilerin kararsız muhafazakâr seçmene dönük söylemlerini neden samimi bulmadığını şu cümlelerle anlatıyor:

“Silemeyeceğimiz bir mahcupluk ile bizi baş başa bıraktı”

“Haricen, muhalefet bloğunun içerisinde yer almak istediğimde kendime bir yer bulamıyorum. Büyük kaygılar ve soru işaretlerim var. Beni olduğum gibi ya da benim gibi olanları olduğumuz gibi kabul edecekler mi? Etmeyecek gibi duruyorlar. Ara ara siyasetçilerin bize sinyal çaktığı oluyor. Ama bu işaretler ne kadar samimi? Ne kadar gerçekçi? Emin değilim. Emin olmamak için gayret göstermiyorum. Tam tersi, kendime bir yer arıyorum. AK Parti bloğunu terk etmek yetmiyor muhaliflere. Önlerinde diz çöküp af dilememiz gerekiyor gibi davranıyorlar. Oysaki sadece demokratik hakkımızı kullanıp oy verdik. Bir zamanlar güvendik ve iyi işler de yaptılar. Hiç kimse ya da hiçbir durum tamamen iyi ya da tamamen kötü olamaz. Ayrıca hata yapmaya da hakkımız var. Belki güvenerek hata yaptık. Neden bu kadar anlayışsızsınız? Ne istiyorsunuz? Ayrılmayıp savunmaya devam etsek mutlu mu olacaksınız? İktidarın ekmeğini yediğimizi düşünenler var. Sadece oy verdik diye ihalelere girdiğimizi ve zenginleştiğimizi mi sanıyorsunuz? Muhalefet bu tavrıyla AK Parti’den kopmak isteyenleri ürkütüyor. Zulüm görmüş her kesim gücü eline aldığında ona zulmedene zulüm ederek siyaset oluşturuyor. Bu ülkede önce Kürtler, sonra muhafazakârlar ve Aleviler tarihte ve bugün de haksızlığa uğradı. Hiç bitmeyen kısır bir döngü bu.”

“Ali Babacan’a gelen tepkiler beni daha çok ürkütüyor”

Muhalefet partilerinin içerisinde Demokrasi ve Atılım Partisi’ne (DEVA) kendini yakın hissettiğini söylese de, Ahmet tam olarak bir karar verememiş. Muhalif seçmenin Ali Babacan’a olan yaklaşımının kendisini ve kendisi gibi olanların endişesini katladığını söylüyor. 

Ahmet, “her şeyin sorumlusu İslamcılar” algısının yanlış olduğunu savunuyor:

“Ali Babacan’a gelen tepkiler beni daha çok ürkütüyor. Parti kurmak, AK Parti’ye en sert muhalefeti yapan bu kişilere bile anlamsız bir öfke var. Bir zamanlar bir davaya inandığınız arkadaşlarınızı karşınıza alıp siyaset yapmak en zor şeylerden biri iken bu niye yetmiyor muhaliflere. Ben buradan çıkış göremiyorum. AK Parti, Erdoğan yüzyıllarca silemeyeceğimiz bir mahcupluk ile bizi baş başa bıraktı. Her şeyin sorumlusu İslamcılar, muhafazakârlar oldu. Oysa ki sadece bir dönem bu partiyi destekledik, kendimizi yakın hissettiğimiz için oy verdik. Ne bir çıkarımız ne de bir menfaatimiz oldu.”

Ahmet, sözlerini muhaliflere seslenerek sonlandırdı:

“Bizi eksik, hatalı, ahlâksız ve aptal gören herkese bu vesileyle seslenmiş olayım: Biz bu dünyada en sevdiğimiz ve yaşama amacımız olan inancımızın sahibi Allah’a karşı mahcup olduk. Bir çıkış yolu bulamıyoruz. Fakat zamanında bize zulüm eden, bizi hor görenlerden de af dilenip diz çökmeyeceğiz.”

Yorum Yap
Giriş Yap
Yazı Ekle