• Ana Sayfa
  • Haber
  • Sadece Kayıtlara Geçen Rakamlar: Bin 360 Çocuk İstismara Maruz Kaldı

Sadece Kayıtlara Geçen Rakamlar: Bin 360 Çocuk İstismara Maruz Kaldı

 Sadece Kayıtlara Geçen Rakamlar: Bin 360 Çocuk İstismara Maruz Kaldı
Okunuyor Sadece Kayıtlara Geçen Rakamlar: Bin 360 Çocuk İstismara Maruz Kaldı

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Ebru Yaşat Aksay’ın uzmanlık tezine göre son 11 yılda ortalama yaşı 13 olan 1360 çocuk cinsel istismara maruz bırakıldı. Yaşat Aksay, “Buzdağının görünen kısmı” dedi.

Birgün’den Dilara Şimşek’in haberine göre, çocuğa yönelik cinsel istismar vakaları her geçen yıl artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2014-2017 yılları arasında 7 bin 466’ı erkek, 51 bin 818’i kız olmak üzere toplam 59 bin 284 çocuğun cinsel istismara maruz kaldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu’nun 2019 Raporu’na göre son 16 yılda 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. Raporda, cinsel suçların yüzde 46’nın çocuklara karşı işlendiği belirtildi.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Dr. Ebru Yaşat Aksay’ın hazırladığı uzmanlık tezi ise durumun vahametini ortaya koyuyor. Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında 2010-2020 yılları arasında 11 yıllık süreçte cinsel istismar iddiası ile gönderilen ve hakkında rapor düzenlenen toplam çocuk sayısı 1360.

Uzmanlık tezinde yer alan veriler şöyle:

  • Cinsel istismara uğrayan 1360 çocuktan 1102’si kız, 258’i erkek çocuğu.

  • 0-18 yaş aralığındaki çocukların 889’u 15 yaş ve altında; ortalama yaşları 13.

  • Cinsel istismar en sık (yüzde 63,5) ev ortamında gerçekleşti.

  • Temmuz ayı ilk sırada olmak üzere ilkbahar ve yaz mevsimlerindeki aylarda cinsel istismar daha yaygın. Bunun sebebi ise okulların kapanması, sosyalleşme ve turizmin artması, tarım işçileri gibi mevsimlik işler için yaşanan sezonluk göçler.

253 ensest vakası

  • Olguların yüzde 40,5’i, olaydan 1 aydan daha geç sürede şikâyetçi olarak tarafımızca muayene edildi.

  • Olgulardaki ensest oranı yüzde 18,6. 253 ensest vakasından 156’sı çocuğun 2’nci ve 3’üncü dereceden kan bağı bulunan akrabaları, 64’ü öz baba, 31’i üvey baba.

  • Bin 149 çocuk tanıdığı birisi tarafından istismar edildi.

  • Cinsel istismar 36 çocukta gebelikle sonuçlandı.

Sosyal medyadan tanışıldı

  • Cinsel istismar sonrası çocukların yüzde 52’sinde travma sonrası stres bozukluğu görüldü.

  • Yaklaşık her 10 çocuktan biri sosyal medya üzerinden saldırganla tanışarak cinsel istismara maruz bırakıldı.

  • 24 kız çocuğu fuhuşa sürüklendi.

  • Çocukluk çağı evliliği ise 34 kız çocuğunda görüldü.

Dr. Ebru Yaşat Aksay, verilerle ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Bu sadece buzdağının görünen kısmı. Tezde yer alan rakamlar sadece Mersin Üniversitesi Hastanesine gelen ve sadece adli birime yansımış vakalar. 1360 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığını söylüyoruz ama daha eklemediğimiz şüpheli vakalar da var. Çocukların savcılık ya da polis merkezlerindeki ifade tutanaklarını değerlendirdik. Çocuk çoğunlukla istismarı farketmiyor, korkuyor, akran zorbalığı yaşamamak için şikâyette bulunmuyor. 2010-2015 yılları arasında artma eğiliminde olan olguların dağılımı, 2016’da ilimizde açılan Çocuk İzlem Merkezi’in etkisiyle 2016-2020 yılları arasında kısmen azaldığını gösteriyor.” Prof. Dr. Halis Dokgöz ise ülkede çocuk cinsel istismarının ortaya konmasına yönelik yeterli çalışma olmadığını kaydetti: “Hem olguların hukuka yansımasında sıkıntılar hem de bölgesel değerlendirme ve istatistiksel yöntem farklılıkları olguların nesnel olarak ortaya konmasını engellemekte. Çocuk cinsel istismarı saptanması en zor ve çoğunlukla gizli kalan bir durum. Çocuğun cinsel istismarında bazen fiziksel ve genital muayenede, laboratuvar incelemesinde hiçbir bulgu saptayamayzsak bizim için çocuğun psikolog görüşmesi, çocuk psikiyatrisi tarafından değerlendirilmesi ve sosyal çalışmacılar tarafından yapılan sosyal inceleme değerlendirmesi çok önemli hale gelir. Bu şekilde değerlendirdiğimiz ve cinsel istismarı ortaya koyduğumuz yüzlerce vaka var. Ve bunların hepsi tıbbi açıdan delildir. Bu konuda mahkemelerimizde bazen psikiyatrik değerlendirmelerin yeterince göz önüne alınmadığını maalesef görebiliyoruz. Adli Tıp Uzmanları, psikiyatristler, sosyal çalışmacılar, güvenlik görevlileri ve hakim ve savcılarımızın multidisipliner ortak eğitimlerden geçmesi gerekmekte.”

Yorum Yap
Giriş Yap
Yazı Ekle