• Ana Sayfa
  • Haber
  • Bakan, Milletvekili, Polis, Mafya: Bandırmalıoğlu’nun Ölümünün Ardından ‘Susurluk’ Tartışmaları

Bakan, Milletvekili, Polis, Mafya: Bandırmalıoğlu’nun Ölümünün Ardından ‘Susurluk’ Tartışmaları

 Bakan, Milletvekili, Polis, Mafya: Bandırmalıoğlu’nun Ölümünün Ardından ‘Susurluk’ Tartışmaları
Okunuyor Bakan, Milletvekili, Polis, Mafya: Bandırmalıoğlu’nun Ölümünün Ardından ‘Susurluk’ Tartışmaları

Ziya Bandırmalıoğlu’nun öldürülmesi Susurluk çetesini akıllara getirdi. Susurluk davasından çok küçük cezalar alarak kurtulan çete üyeleri devlet içinde kirli ilişkilerine olduğu gibi devam ediyor.

İstanbul Kadıköy’de önceki gün çıkan çatışmada öldürülen Ziya Bandırmalıoğlu akıllara tekrar Susurluk Çetesi’ni getirdi. Devletin en tepesiyle mafya-çete ilişkilerini açığa çıkaran Susurluk’taki kazanın ardından yıllar geçmesine rağmen kimse hesap vermiş değil. Kimisi başka davalardan çok küçük cezalar aldı kimisi ise bunla bile karşılaşmadı.

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’dan Emniyet Müdürü İbrahim Şahin’e mafya lideri ülkücü Abdullah Çatlı’dan eski polis Ayhan Çarkın’a kadar birçok kişi bu çetenin içinde yer aldı. Bandırmalıoğlu’nun ölümüyle tekrar gündeme gelen Susurluk davasında adı geçenlerin şimdiye kadar adlarının hangi iddialara karıştığını derledik.

Mehmet Ağar

Susurluk kazası sırasında İçişleri Bakanı olan Ağar gelen tepkiler üzerine istifa etti. İstanbul DGM Başsavcılığı Ağar hakkında, Sedat Edip Bucak ile 6 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezasıyla dava açtı. 10 Ocak 1998’de DGM’de üç saat süreyle sanık sıfatıyla ifade verdi. Ağar, ifadesinde kayıp silahlar konusunun devlet sırrı olduğunu ileri sürdü ve ancak Yüce Divan tarafından yargılanabileceğini söyledi.

 Ağar, 15 Haziran 2000 tarihinde ise ‘Suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak’ iddiasıyla hakkında oluşturulan Meclis Soruşturma Komisyonu tarafından 8’e karşı 6 oyla Yüce Divan’a sevkine gerek olmadığına karar verilerek aklandı. Ağar, Kasım 2008’de tekrar yargılanmaya başladı. 15 Eylül 2011 günü; Ankara Özel Yetkili 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, parti liderliği, Valilik ve Emniyet Genel Müdürlüğü yapan Mehmet Ağar’ın ‘suç örgütü yöneticisi’ olduğuna karar verdi ve Susurluk davasında 5 yıl hapse mahkûm etti. 5 yıllık cezanın 3 yılını infaz yasası nedeniyle yatmış gibi kabul edilen Ağar geriye kalan iki yıl cezasını yatmak üzere Aydın iline bağlı Yenipazar ilçe cezaevini seçmişti. 

İki yıllık cezasının bitmesine henüz bir yıl kalan Ağar kamuoyunda 3. Yargı Paketi olarak bilinen yasada yer alan denetimli serbestlik hakkında yararlanarak cezasının bitmesinden 361 gün önce tahliye edildi. Ağar’ın ismi son olarak Sedat Peker’in ifşalarında geçti. Peker “derin devletin başı” dediği Ağar’ı Yalıkavak Marina’ya çökmekle suçladı.

Ayhan Çarkın

Susurluk davasında adı tetikçi eski özel harekât polisi olarak geçti. Ömer Lütfü Topal suikastında yer almakla suçlandı. Beraat etti. Çarkın Susurluk Çetesi’nin gerçekleştirdiği eylemlerin uygulayıcısı olmakla suçlandı. 4 yıl ceza aldı. 20 ay cezaevinde yattı. Ergenekon Operasyonları sürecinde çeşitli itiraflarda bulundu. Birçok faili meçhul cinayeti kendisinin gerçekleştirdiğini söyledi. Son olarak 2017 yılında Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan hakkında açılan davada hapis cezası aldı.

İbrahim Şahin

Şahin 1993 yılında Ağar tarafından Özel Harekât Daire Başkanlığı’na getirildi. Susurluk’ta ölen firari hükümlü Abdullah Çatlı ile yakın arkadaş olduğu ortaya çıktı. Kendisinin de dahil olduğu 14 sanık hakkında çıkan 27 Ocak 1997 tarihli tutuklama kararından sonra firar etti. 11 Mart 1997’de teslim oldu ve yargılandı. 12 Eylül 1997’de tahliye edildi. 28 Mart 2000’de trafik kazası geçirerek ağır yaralandı. Bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. İbrahim Şahin 2001 yılında Ahmet Necdet Sezer tarafından affedildi. Susurluk davasından hakkında 4 yıl hapis cezası verildi. Ergenekon Operasyonları sırasında tekrar tutuklandı. 49 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak daha sonra bu karar bozuldu.

Oğuz Yorulmaz

Ayhan Çarkın’la birlikte birçok operasyona katılmış bir polisti. Susurluk’ta adı geçenlerden biri olan Sedat Bucak’ın yakın korumalığını yaptı. Yorulmaz da Susurluk davası sanıklarındandı. 2005 yılında Bursa’da bir barda çıkan kavgada öldürüldü. Ölümünün ardından annesi Yorulmaz’ın 93-94 kişiyi devlet adına öldürdüğünü kendisine söylediğini aktardı. Anne Yorulmaz, “Ortalama 93-94 kişiyi öldürmüşler. Bazı Kürt işadamlarını başta Ömer Lütfi Topal, Savaş Buldan, Behçet Cantürk gibi PKK’ya destek oluyorlar diyerek devlet adına öldürdüler” dedi.

Sedat Bucak

Susurluk skandalının başkahramanları arasındaydı. 1991-2002 yılları arasında Doğru Yol Partisi’nden milletvekilliği görevinde bulundu. Susurluk kazasının ardından 11 Aralık 1997’de dokunulmazlığı kaldırıldı. 11 yıldan 20 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Bucak beraat etti. Ancak bu kararı Yargıtay bozdu. Bucak daha sonra 1 yıl 15 gün hapis cezası aldı. 2007’de Demokrat Parti’den Urfa milletvekili adayı olan Bucak’ın adı son olarak Kaldırım Operasyonu’nda geçti.

Ziya Bandırmalıoğlu

Ziya Bandırmalıoğlu, 90’lı yıllarda işlenen birçok faili meçhul cinayetlerde adı geçen eski bir özel hareket polisi ve Susurluk davası hükümlüsüydü. Susurluk davasında 4 yıl hapis cezası aldı. Bandırmalıoğlu’nun adı 1997’de silah kaçakçılığı ile suçlanan MİT’çi Tarık Ümit’in DGM binasından kaçırılması olayına karıştı. Daha sonra çeşitli suçlara karıştı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılandı. Bu suçlardan da 7 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası aldı ancak 2009’da tahliye edildi. 2013’te Bilecik’te yakalanarak yeniden cezaevine konuldu. Bandırmalıoğlu savcıya verdiği iki saatlik ifadede cinayetleri hatırlamadığını iddia etti.

Yorum Yap
Giriş Yap
Yazı Ekle