Dövize Endeksli Mevduat’ın Faiz Artımından Farkı ne?

 Dövize Endeksli Mevduat’ın Faiz Artımından Farkı ne?
Okunuyor Dövize Endeksli Mevduat’ın Faiz Artımından Farkı ne?

Yeni Ekonomik Model (YEM) çerçevesinde uygulanan düşük faiz politikası, özellikle geçen haftaki dördüncü faiz indirimini takiben kurda çok hızlı değer kayıplarını tetikleyince Pazartesi akşamı Dövize Endeksli Mevduat (DEM) enstrümanı devreye sokuldu. 

Devreye giren yeni ürünler için örtülü ya da gizli faiz artırımı denildi. 70’lerin DÇM’si denildi. 

Ünlü ekonomist Prof. Dr. Selva Demiralp yazdı.

Yeni uygulamanın faiz artırımından farkı ne?

Yatırımcıyı nasıl etkileyecek?

Yatırımcı DEM’i neden tercih etmeli ya da etmemeli?

Uygulama ve modellerin çelişkileri neler?  

Koç Üniversite Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp’in BBC Türkçe için yazdığı değerlendirmede, kurdaki yıkıcı hareketin sürdürülebilir olmadığı, bu nedenle er ya da geç bir önlem gelmesinin beklendiğini belirtiyor. Enflasyonist baskılara karşı en etkin silah olan faiz aracının kullanılmayacağı hükümet tarafından net bir dille ifade edilmesi sonrasında iktisatçılar arasındaki yaygın görüşün, kurdaki baskıların önce hafif sonra daha ağır sermaye kontrolleriyle bertaraf edilmeye çalışılacağı şeklinde olduğunu da hatırlatıyor.

Demiralp’in değerlendirmesi şu şekilde:

Sermaye kontrolü endişesinin bankacılık sisteminden çıkışları başlattığı, hızla artan oynak kurun ekonomide ciddi tıkanıklıklara sebep olduğu, iş dünyası temsilcilerinin art arda endişelerini dile getirdiği bir noktada Dövize Endeksli Mevduat enstrümanı ilan edildi.

Riskin garantiye alınması bedelsiz değil!

Bu yeni enstrüman, tasarrufların TL olarak tutulmasını, eğer TL’de dövize karşı değer kaybı olursa bu farkın tasarruf sahiplerine ödenmesini öngörüyor. Bu şekilde TL’deki hızlı değer kaybının önüne geçilmesi hedefleniyor. 

Eğer DEM’e geçiş DTH’lardan gelirse aradaki kazanç farkı TCMB tarafından, TL mevduatlardan gelirse Hazine tarafından ödenecek.

Riskin bu şekilde garantiye alınması bedelsiz değil elbette. TCMB’nin para basması enflasyon, Hazinenin kaynak aktarımı ise vergi gelirlerimizin mevduat sahiplerine aktarılması demek.

İyi senaryo ve kötü senaryo

Sermaye kontrollerine gidilmeden, DEM yolu ile TL talebinin artırılmaya çalışılması piyasalar tarafından olumlu karşılandı. Ancak burada da iyi ve kötü senaryolar mevcut. İyi senaryo DEM’in yolun bundan sonrasında dövize geçişleri azaltması ve bu şekilde TL’deki değer kaybının yavaşlaması olur.

Kötü senaryoda DEM döviz talebindeki artışı durduramaz. Bu durumda kur artışı Hazineyi ve TCMB’yi ciddi bir genişleme zorunda bırakır. Şayet vergilerde bir artış olmazsa (ki seçim öncesi bu olasılık yok denecek kadar az) bütçe açığı artar. Bu durum, sonu hiperenflasyona kadar giden bir süreçle sonuçlanabilir.

Tasaarruf sahipleri DEM’e geçer mi?

TL’nin değer kazanması beklenirse:

Tasarruf sahiplerinin ellerindeki dövizi satıp DEM’e geçmeleri büyük ölçüde beklenti ve güven ile ilintili. Şayet döviz kurundaki hareketin spekülatif olduğuna ve TL’nin değer kazanacağına dair bir inanç oluşursa o zaman döviz yüksekken satıp DEM’e geçmek tasarruf sahibi açısından mantıklı olur. Ancak son üç ay içerisinde ciddi bir enflasyon ve kur şoku ile karşılaşmış, alım gücünün günlük olarak erimesini seyretmek durumunda kalmış hane halkının sarsılmış olan güvenini yerine koymak sanıldığı kadar kolay olmayabilir.

TL’nin değer kaybetmesi beklenirse:

Bir taraftan kurdan ve maaşlara yapılan zamlardan gelecek enflasyon, bir yandan da ABD merkez bankası Fed’in 2022 yılında üç faiz artışına gitmesi beklentisinin TL üzerinde baskı yaratması kaçınılmaz. Kurdaki artış beklentisi, yüzde 15 civarındaki mevduat faizinden yüksek olursa o zaman elinde halihazırda döviz tutanların DEM’e geçmesinin bir avantajı olmaz. Ama yine de yeni döviz talebine karşı DEM makul bir alternatif olur.

DEM ile faiz artırımının farkı nedir?

İdeal olan, TL’deki değer kayıplarının politika faizini yukarı çekerek giderilmesi olurdu. Böyle bir kararın DEM uygulamasına göre avantajları şunlar olurdu:

  • Faiz artırımı, bir yandan TL’ye değer kazandırırken, bir yandan da enflasyonla mücadeleye karşı atılmış en somut adım olurdu. DEM ile sadece TL’nin değer kazanması hedeflenirken enflasyonu azaltmak şöyle dursun bilakis para basarak hiperenflasyonu tetikleme potansiyeli var. Yani ortodoks politika enflasyonu düşürürken mevcut politika enflasyonist baskıları daha da artırıyor.

  • Dövizin değer kazanmasının devamı durumunda DEM bütçeye önemli bir yük bindirecek. Oysa faiz artışının bütçeye bir maliyeti yok. Bütçe disiplini son 20 yılda enflasyon ve cari açık gibi kronik kırılganlıklarımıza rağmen ekonomimizin en sağlam göstergelerinden biri olarak yer almıştı. DEM ile bu ekonomik avantajımızı da kaybetmemiz ülke risk primi ve borçlanma maliyetimiz açısından önemli bir tehdit.

  • DEM’deki iyi senaryo durumunda kurdaki değer kayıpları yavaşlar. Bu durumda yüzde 15 civarındaki TL mevduat faizi ve yüzde 40’u aşan enflasyonun sonucunda tasarruf sahibi yüzde -25’yi aşan ciddi bir negatif reel getiri ile seneyi kapatmak durumunda kalır. Yani TL tasarrufların yaklaşık dörtte biri enflasyona karşı eriyebilir.

DEM ile YEM birbiri ile çelişmez mi?

DEM kurdaki değer kayıplarını sakinleştirmeyi ve belki bir alt sınır oluşturmayı amaçlıyor. Diyelim ki DEM başarılı oldu ve Dolar kurunun görece daha makul 13 TL seviyelerinde sakinleşmesini sağladı. 

Peki bu durum YEM ile hedeflenen fiyat avantajı ile çelişmeyecek mi? 

Yani YEM TL’yi zayıflatmayı hedeflerken DEM bunu engellerse o zaman yolun bundan sonrasında YEM nasıl işleyecek? 

Bir taraftan enflasyonist baskılar artarak devam ederken kurda eğer enflasyon üzerinde bir değer kaybı olmazsa kur giderek rekabetçiliğini kaybetmeyecek mi? 

Durum böyle iken TCMB hangi gerekçe ile faiz indirebilecek? 

Eğer faiz indirimleri sonrası TL talebi azalmazsa bu durumda faiz indirimlerinin amacı ne olacak?

DEM ile parasal aktarım mekanizması nasıl etkilenir?

DEM mevduat sahiplerine örtük bir faiz artışı sağlıyor. Ancak bunu geleneksel para politikası ile gelen faiz artışı ile karıştırmamak lazım. Merkez bankası faiz artırdığı zaman bankaların fonlama maliyeti artar. Bunun sonucunda mevduat faizi ve kredi faizi yükselir. DEM ile gelen faiz artışı ise bankanın fonlama maliyetine yansıyan bir artış değil. Bu nedenle artan enflasyonist baskı ve riskler haricinde söz konusu örtük faiz artışının ekonomi üzerinde dezenflasyonist bir etki yaratmasını beklemem.

Bilakis TL’deki değer kaybı genişlemeci para ve maliye politikasını devreye sokarak enflasyonist etkileri artıracaktır. Kötü senaryo durumunda ise bu durum hiperenflasyon riskini beraberinde getirecektir.

Yorum Yap
Giriş Yap
Yazı Ekle